Türkçe ve Arapçaya Gün Doğuyor

YAŞADIKÇA I Türkçe ve Arapça'ya Gün Doğuyor 

 

          Türkçe'yi; yeryüzündeki yaklaşık iki milyar Müslüman'ın ortak ibâdet dili olan Arapça'dan alfabe, ses ve kelime alarak zenginleştirmek, Selçuklu ile Osmanlı'nın dehâsıdır.

          İstanbul Türkçesi diye övündüğümüz güzel Osmanlı Türkçesi yok edilmeseydi, bugünkü Türk dünyasının ortak lisânı olabilirdi.

          Osmanlı Türkçesi kullanıyor olsaydık, arşivlerde çürüyen binlerce kıymetli ilmî ve edebî eseri rahat okuyabilecek, Arapça öğrenmemiz ve derin tarihî bağlarımız olan Arapça konuşan ülkelerle kaynaşmamız çok daha kolay olacaktı.          

          - Olacaktı da; Osmanlıca ve Arapça'yı etkisiz hâle getirmeyi hedefleyenlerin korkusu da zâten bu değil miydi?

          - Batı'yı (bugün de) dehşete düşüren tablonun ihtişamını kavramak için; Arap ve diğer İslam ülkeleriyle el ele verip, her alanda iş ve güç birliği yapan Türk Cumhuriyetleri ile lider konumunda bir Türkiye'yi göz önüne getirin!

          - Yeryüzünde, böyle bir gücün karşısında durabilecek var mı?

 

          DİL VE KÜLTÜR KUŞATMASI

          - Bugünkü parçalanmışlık ve birbirimize olan güvensizliğin nasıl ortaya çıktığını anlamak için tarihe bakmamız gerekiyor:

          İngiliz Sömürgeler Bakanlığının hazırladığı Türk ve İslam dünyasını parçalama planında (1710); "Buhara, Tacikistan, Ermenistan, Horasan ve etrafını istila etmek için, Rus Çarı ile ittifak kurmalıyız. Yine, Rusya ile hududu olan Türk topraklarını da (Türkiye) istila etmek için, Ruslarla bir anlaşma yapmamız lâzımdır" deniliyor.

(İngiliz Casusunun İ'tirâfları, Hakîkat Kitâbevi, s. 69, 2009 İstanbul)

 

          Aynı planın başka bir maddesi de şöyle:

          "Mümkün mertebe Arapça'nın öğrenilmesine mani olacaksınız. Arapça'nın hâricindeki dilleri, meselâ Farsça'yı, Kürtçe'yi, Peştuca'yı yayacaksınız. Arap memleketlerinde ecnebi lisanlarını (İngilizce, Fransızca) ihya edecek ve Kur'ân ile Sünnetin lisanı olan fasih Arapça'yı yok etmek için, mahallî lehçeleri yayacaksınız." (a.g.e., s. 71)

          - Bütün bu planları aynen uyguladılar mı?

          - Evet, hem de fazlasıyla...

 

          ARAPÇA BİLEN ÇOĞALIYOR

          -Ne demişler?

          - Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner! ABD ve Avrupa, tarihinin belki de en dramatik ekonomik krizini yaşarken, Türk ve İslam dünyası, dolayısıyla Türkçe ve Arapça'nın yıldızı yeniden parlıyor!

          İşte, sevindirici gelişmelerden birkaçı:

          "Başbakan Erdoğan'ın Türkçe'nin Birleşmiş Milletler'de 7. resmî dil olarak kabulü talebi, biyografisine en şerefli bir teşebbüsü olarak geçecektir." (Yılmaz Öztuna, 26.09.2011 Türkiye)

          "Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi 1. Zirvesi" yapıldı. (Almatı)          

          "Türk milletiyle ilişkisinin tarihî boyutu göz ardı edilse de, Arapça günümüzde önemini ve dünya dilleri arasındaki etkinliğini gittikçe artıran bir dildir. Zira Arapça'yı, 22 Orta Doğu ülkesinde, 350 milyon kişi konuşuyor. Ayrıca, 24 Arap olmayan Müslüman ülkede, 1 milyara yakın bir nüfus tarafından kullanılan bir dildir." (tr.wikipedia.org)

          Türkçe etkinliklerinin yanı sıra ülkemizde Uluslararası Arapça Yarışmaları da düzenleniyor. "Arap ülkeleriyle artan ticaret, turizm ve kültürel ilişkiler; Arapça'nın Türkiye'de en çok ilgi gören yabancı diller arasına girmesine yol açtı.          

          Son bir yılda Arapça bilen kişi sayısında, 15 binin üzerinde artış oldu. Secretcv.com veritabanında, hâlen 50 binden fazla Arapça bilen adayın CV'si var." (iszirvesi.com)

          - En çok da neye seviniyorum biliyor musunuz?

          - Ekonomik sebeplerle de olsa, Divân Edebiyatı'nı orijinal metinlerden okuyabilecek bir gençliğin geliyor olmasına!..

SEFA KOYUNCU I TÜRKİYE GAZETESİ - 18 MART 2012

 

 

Dosyalar